Yunus Emre âşıkânın serveri
Zümre-i ehl-i sülûkun rehberi
Anı Mevlânâ Celâlüddîn över
Bî hisâb sırrın görüben medh ider
Şeyhi Taptuk Emre’dir bil ki anın
Sarı Saltuk şeyhi Taptuk Emre’nin
Belde-i Bor’daki Saltuk türbesi
Kim ziyâret etse kalmaz kürbesi
Etti Kuddûsî’ye himmet bî şumar
Bize şâfi kılmış ânı Kirdigâr
Sensin veliler şahı
Ya Hazret-i Mevlana
Afv et şu ben gümrahı
Ya Hazret-i Mevlânâ
Bed-kâr u âvâreyim
Pür-zenb bir bîçareyim
Asi yüzü kareyim
Ya Hazret-i Mevlânâ
Gayet azimdir câhın
Mahbûbısın Allah’ın
Dâru’l-eman dergâhın
Ya Hazret-i Mevlânâ
Sen şol ulu Sultansın
Ki server-i merdansın
Hem ma’den-i irfansın
Ya Hazret-i Mevlânâ
Çün tıfl iken ey Sultan
Eflaki ettin seyran
Oldu melâik hayran
Ya Hazret-i Mevlânâ
Muhtacınam in’am et
Mihmanınam ikram et
İhsanını itmam et
Ya Hazret-i Mevlânâ
Kapunda çok muhtâcân
Erer murada her an
Devrinde sürer devran
Ya Hazret-i Mevlânâ
Bencileyin yok gümrah
Lâkin dedim Eyvallah
Geldim sana şey-lillah *
Ya Hazret-i Mevlânâ
Âriflerin Sultanı
Dertlilerin dermanı
Kuddûsî’nin cenanı
Ya Hazret-i Mevlânâ
(*):Şey’en lillah (Allah için bir şey istemek) olması gerekirken,dîvan da vezin gereği böyle yazılmış.
***
Hazer kıl etme sâlik talib-i dünya ile sohbet
Yaraşmaz âşıka ki râgib-i ukba ile sohbet
Erer gizlü gecenin sırrına vâkıf mukarrebler
Verir kalbe safâ bil ârif i dânâ ile sohbet
Demişdür çünki Mevlânâ ki yüzbin etkıya’dan yeğ
Heman merdan-ı gürûh-ı şeyda ile sohbet
Firar et kalbi a’ma münkir-i uşşak-ı Yezdân’dan
Eder iyras burûdet kalbi hem a’ma ile sohbet
Musahib olma cahil şeyh i sûfîlerle bir lâhza
Verir gaflet bu Kuddûsî’leyin ednâ ile sohbet
***
Firâkın derdi müşkil kâr’e benzer
Visâlin intizarı nar e benzer
Bu gönlüm hayrete düşdi yenilmez
Nigârın ışkı anda vâre benzer
Figan-u âhımı der işidenler
Bu miskin âşık-ı dildâre benzer
Heman tez tez gönül şehrini bu ışk
Gelüb yağma eder Tatar’e benzer
Beni ışk ile tevhib eyleyen şol
Fakîh-in gult u gû’sı hâr’e benzer
Ne bilsün kadrini zâhid bu ışkın
Ki tab’-ı câmid’i ahcâre benzer
Celîsidir Hudâ çün zâkirinin
İbadet var mıdır ezkâre benzer
Oları şöyle zanneyler ki vâ’iz
Semâ’-ı vecdi heb evzâre benzer
Dolanurlar olar şem’i cemâle
Olar pervâne-i devvare benzer
Eğer var ise de işbu cihanda
Ki Mevlânâ gibi hünkâre benzer
Anın tabl ı kudûm ı nâyını heb
Meramı zâhidin inkara benzer
Olar mestane-i bezm-i elest’dür
Velî zahirleri hoşyâre benzer
Oları dost edinmiş Hakk özine
Oları sanmanız ağyâre benzer
Olar dersi alurlar ol Hudâ’dan
Ulûmı anların ebhâre benzer
Ferah eyler halâyık sevdügiyle
Olare sevgüli yok yâr’e benzer
Onların bende-i müştâkı çokdur
Bu Kuddûsî Fakir anlara benzer
***
Sabi iken semaya oldu çün seyran-ı Mevlânâ
Velîler üzre her vechile var bühan-ı Mevlânâ
Bulur her demde ruhaniyyetinden mürde diller can
Erişür çaresiz dertlülere derman-ı Mevlânâ
Eder deryada hem bedre olan muztarlara imdad
Heman çağır olur lâ-bud sana ihsan-ı Mevlânâ
Kerâmâtı anın günden güne her an zuhûr eyler
Gürûh-ı ârifân içre bülenddir şân-ı Mevlânâ
Hudâ eylerdi bir günde tecelli onyedi kere
Tahammül etmek içindir ana devrân-ı Mevlânâ
Basîret gözü görmez münkirin inkâr eder anı
Ne yar oldığını ancak bilir yârân-ı Mevlânâ
Olayım der isen sen de eğer şah ol ana bende
Nüfûz eyler nice şâhan’e çün ferman-ı Mevlânâ
Cihanda evliyanın her biri gösterdi bürhanlar
Sekiz yaşında zâhir oldu bil bürhan-ı Mevlânâ
Giren Anın tarîkine olur Mevlâ’ya tez vâsıl
Hudâ’nın sevgili dostları dervîşân-ı Mevlânâ
Şeb-i Mi’rac da gösterdi Anı Yezdan Habîbine
Melâik oldular ol gice hep hayran-ı Mevlânâ
Eder züvvârına ikram u in’am ol kerem-kânı
Seni mahrum komaz sen ol heman mihman-ı Mevlânâ
O şahın bende-i ednasıdır bî-çâre Kuddûsî
Bu âli câhı bahş etmiş ana Yezdan-ı Mevlânâ



